Türkiye fındıkta dünya lideri olabilir ama pazarı belirleyen artık biz değiliz. Üretici alın terinin karşılığını alamazken, uluslararası ve siyasi bağlantılı dev şirketler fiyatları dizayn eden güce sahip hale geldi.
Üç büyük oyuncu —Ferrero, Balsu ve Olam— fındığın kaderine yön veriyor; üretici ise borç sarmalında.
İtalyan sermayeli Ferrero, Nutella ve Kinder gibi markaların arkasındaki dev güç. Türkiye’deki fabrikaları, işleme kapasitesi ve Oltan Fındık’ı satın alarak elde ettiği piyasa üstünlüğü sayesinde fındık fiyatlarının gidişatında en belirleyici aktör konumunda. Üretici örgütlerinin zayıflatılması ve fiyat belirleme mekanizmalarında söz sahibi olması sıklıkla eleştiriliyor.
Yerel dev Balsu, Türkiye’nin en büyük ihracatçıları arasında. Uzun yıllara yayılan siyasi bağlantıları, özellikle Cüneyd Zapsu üzerinden, kamu kararlarının şirket lehine şekillenip şekillenmediği tartışmalarını diri tutuyor.
Singapur merkezli Olam Gıda / OFİ, satın almalarla hızla güçlendi. Pro Gıda gibi firmaları bünyesine katarak Türkiye fındık ihracatında ilk üçe yazıldı. Küresel finans gücüyle oyunun kurallarını değiştirme kapasitesine sahip.
Bu üçlü, Türkiye’deki fındığın büyük kısmını işleyip ihraç ediyor. Ülkenin stratejik tarımsal ürünü, katma değer yaratılmadan çoğunlukla ham ya da düşük işlenmiş formda dışarı gidiyor. Ardından markalı ürün olarak yüksek fiyatla raflara dönüyor. Kaybeden yine üretici ve ülke ekonomisi oluyor.
Bir dönem üreticinin sigortası olan Fiskobirlik, siyasi ve ekonomik hamlelerle sistem dışına itildi. Üreticinin pazarlık gücü kırıldı. TMO’nun piyasaya müdahaleleri ise çoğu zaman piyasa devlerinin lehine işlediği iddialarıyla gündemde.
Karadeniz’de binlerce üretici için fındık tek gelir kaynağı. Ancak girdi maliyetleri yükselirken, fiyat baskısı ve ödeme gecikmeleri üreticiyi borçla yaşamaya mahkûm ediyor. Üretici temsilcileri “Fındık bizim, karar başkasının” diyerek duruma isyan ediyor.
Sektör uzmanlarının ortak görüşü şu:
Türkiye, dünya fındığının büyük bölümünü üretmeye devam ettiği sürece ekonomi politikası üreticinin lehine dönmediği müddetçe kazanan hep aynı aktörler olacak.
Piyasanın yeniden yerli üretici lehine şekillenmesi, kooperatiflerin güçlendirilmesi ve işlenmiş ürün ihracatına geçiş yapılması artık sadece ekonomik değil, milli bir mesele.













