829 bin tonluk rekolte tahmininin kamuoyuna servis edilmesi, üretici kesimi tarafından “rekolte oyunu” olarak yorumlandı. Fındık piyasasında her yıl benzer şekilde ortaya çıkan bu yüksek tahminlerin, yeni sezon fiyatlarını aşağı çekmek için kullanılan bir araç olduğu ileri sürüldü.
Tepkilerin odağında ise tahminin zamanlaması var. Mart ayının başında açıklanan bu rakamın bilimsel veriye dayanmadığı savunuluyor. Çünkü fındıkta gerçekçi rekolte hesapları yapılabilmesi için öncelikle “karanfil sayımı” gibi saha çalışmalarının yapılması gerekiyor. Oysa üreticilere göre henüz bu aşamaya bile gelinmiş değil. Bahçelerin büyük bölümünde fındık hâlâ kar altında.
Geçmiş yılların verileri de tartışmayı büyütüyor. Aynı çevrelerin geçen yıl 900 bin tonun üzerinde rekolte açıkladığı hatırlatılırken, sezon sonunda gerçekleşen üretimin yaklaşık 350 bin ton seviyesinde kaldığı ifade ediliyor. Son 20 yılın verilerine bakıldığında ise en yüksek rekoltenin 2008 yılında 801 bin ton olarak gerçekleştiği görülüyor. Aradan geçen 18 yılda bu seviyeye ulaşan bir üretim dahi olmadı.
Bu tabloya rağmen 829 bin ton gibi bir tahminin açıklanması, üreticiler tarafından piyasa manipülasyonu olarak değerlendiriliyor.
Fındık üreticileri ve sektör temsilcileri, yapılan erken tahminlerin piyasanın yönünü belirlemek amacıyla servis edildiğini savunuyor. Onlara göre bu rakamlar daha hasat başlamadan fiyatları baskı altına almak için kullanılıyor.
Tepkiler bununla da sınırlı değil. Rekolte tartışması sırasında üreticilerin gücüne dikkat çekilerek sert uyarılar da yapıldı: “Bu üreticinin gücü herkesten fazla. Kimse bunu unutmasın. Eğer bu üretici bir kıvılcım çıkarırsa o koltuklarda oturamazsınız. 3-5 kuruş için bu ülkeyi satmayın.”
Ziraat Odası Başkanları tarafından devlet kurumlarına da açık çağrı yapıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ile Rekabet Kurumu’nun piyasayı etkileyen bu tür açıklamalara karşı harekete geçmesi gerektiği vurgulandı. Rekolte tahminlerinin üreticinin aleyhine kullanılmasına izin verilmemesi gerektiği ifade edildi.
Geçtiğimiz yıl ihracatçı birliklerinin açıkladığı tahmin ile hasat sonunda ortaya çıkan gerçek üretim arasındaki dev farkın üreticide ciddi bir güven kaybı yarattığı da dile getirildi.
Sektör temsilcileri bu noktada basit ama çarpıcı bir soru soruyor: “Fındığın üzerinde kar var, fındık rekoru açıklıyorlar. Neyi açıklıyorsunuz?”
Üreticilere göre asıl mesele şu: Daha dalda oluşmamış ürünün hesabı yapılıyor ve piyasa buna göre yönlendiriliyor. Artan maliyetler, zararlılar ve iklim riskleriyle mücadele eden üretici ise emeğinin masa başında hesaplanan rakamlarla değersizleştirildiğini düşünüyor.
Karadeniz’de giderek büyüyen tartışma tek bir soruya kilitlenmiş durumda: Daha dalda olmayan fındığın hesabını kim, kimin adına yapıyor?













