Cumhuriyet Halk Partisi Çarşamba İlçe Örgütü, Emirgan Parkı’ndan iktidara sert bir mesaj verdi. AKP–MHP iktidarının 2026 bütçesi hedef alınırken, “Bu bir ekonomi tercihi değil, bilinçli bir yoksullaştırma politikasıdır” denildi. “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganlarının yükseldiği açıklamada, tutuklu belediye başkanlarının fotoğraflarıyla halk iradesine vurgu yapıldı.
Basın açıklamasını CHP Samsun İl Başkanı Mehmet Özdağ okudu. Özdağ, konuşmasına “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” sözüyle başladı ve bu ifadenin bir temenni değil, devletin ayakta kalma aklını tarif eden temel bir ilke olduğunu vurguladı.
Devletin; emeğinin karşılığını alan işçiyle, tarlasını sürebilen çiftçiyle ve geleceğinden korkmayan yurttaşla güçlü olacağını ifade eden Özdağ, insanını yoksulluğa ve çaresizliğe mahkûm eden hiçbir düzenin kalıcı olamayacağını söyledi.
CHP’nin siyaset anlayışını “Güçlü Yurttaş, Güvenli Gelecek, Kazanan Türkiye” ilkeleriyle özetleyen Özdağ, 2026 Merkezi Yönetim Bütçesi’nin bu anlayışın tam karşısında durduğunu belirtti.
“Asgari ücret tarihte ilk kez açlık sınırının altında”
AKP–MHP oylarıyla yasalaşan 2026 bütçesinin kim için hazırlandığının rakamlarla ortada olduğunu dile getiren Özdağ, asgari ücretin yüzde 27 artışla 28 bin 75 lira olarak belirlendiğini hatırlattı. Resmî açlık sınırının 30 bin lira olduğunu vurgulayan Özdağ, Türkiye tarihinde ilk kez asgari ücretin açıkça açlık sınırının altında kaldığını söyledi.
Bu tablonun, iktidarın 2026 yılını “sefalet yılı” ilanı anlamına geldiğini belirten Özdağ, bütçenin emekçiye yoksulluk, emekliye çaresizlik, sermaye çevrelerine ve yandaşlara ise ayrıcalık sunduğunu ifade etti. Emekli maaşlarının hayatta kalma ücretine dönüştüğünü, faiz ödemelerinin ise bütçenin en garanti kalemi hâline geldiğini kaydetti.

Çarşamba Ovası’nda üretici ayakta kalma mücadelesi veriyor
Tarımda tablonun daha da ağırlaştığını söyleyen Özdağ, mazotun, gübrenin ve yemin pahalı olduğunu; buna karşın ürünün para etmediğini vurguladı. Çiftçinin borçla üretir hâle getirildiğini belirten Özdağ, Çarşamba Ovası’nda üreticinin “Ben üretiyorum ama neden kazanan ben değilim?” sorusunu sorduğunu dile getirdi.
Fındık üreticisinin son iki yılda üst üste büyük yıkımlar yaşadığını ifade eden Özdağ; kahverengi kokarca zararı, don felaketi ve bugün fındık kartellerinin piyasa manipülasyonlarıyla üreticinin ezildiğini söyledi. Zararı ve riski üreticinin üstlendiğini, kazancın ise başkalarına gittiğini belirten Özdağ, 2026 bütçesinin bu adaletsiz düzeni koruduğunu kaydetti.
“Üretimden vazgeçişin en somut örneği Şeker Fabrikası”
Sanayi ve istihdamda da aynı tercihin sürdüğünü söyleyen Özdağ, Çarşamba Şeker Fabrikası’nın kapatılmasının ya da işlevsiz hâle getirilmesinin yalnızca bir tesisin durdurulması olmadığını, bunun üretimden vazgeçiş anlamına geldiğini ifade etti.
Yıllarca yaklaşık 1.600 personelle tarımdan lojistiğe uzanan güçlü bir ekosistem yaratan fabrikanın devre dışı bırakılmasının çiftçiyi, esnafı ve nakliyeciyi doğrudan etkilediğini vurgulayan Özdağ, sorunun emekçide değil; plansızlıkta, kamusal aklın dışlanmasında ve milli servetin yanlış yönetilmesinde olduğunu söyledi.
Tekstilkent projelerinin de irade eksikliği nedeniyle heba edildiğini belirten Özdağ, bu anlayışın kenti büyütmediğini, aksine küçülttüğünü dile getirdi.
“Bu bir milli irade gaspıdır”
Konuşmasında hukuk ve adalet başlığına da değinen Özdağ, seçilmişlerin cezaevinde olduğu, insanların aylarca iddianamesiz tutulduğu bir ülkede ne ekonominin düzelebileceğini ne de toplumsal huzurun sağlanabileceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve tutuklu belediye başkanlarına yönelik sürecin yalnızca kişilere değil, doğrudan halkın iradesine yöneldiğini belirten Özdağ, bunun yargı eliyle yapılan açık bir milli irade gaspı olduğunu ifade etti.
Açıklamanın sonunda CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in sözlerini hatırlatan Özdağ, “Ne bir adım geri atacağız, ne de bir kelime eksik konuşacağız” dedi. CHP’nin toprağına sahip çıkan köylünün, emeğine sahip çıkan işçinin ve geleceğine sahip çıkan halkın yanında olduğunu vurgulayan Özdağ, “Bu ülkeyi yeniden üretenlerin ülkesi yapacağız, yoksulluğu değil refahı büyüteceğiz” ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.













